Sosyal

Sayfalar

FAZLANIN ZARARI

Murathan Mungan’dan şöyle bir cümleyi not almışım defterime: “...hiçbir şeyin fazlasını taşımak istemiyordu artık. Yalnızca yolculuklarda değil, hayatta da.” Yanına “fazlanın zararı” diye bir de kendimden not düşmüş, yetmemiş gülücük kondurmuşum. Bu gülüşümü tanıyorum: Aynı dertten ben de muzdariptim ama kurtuldum gülüşü. Hatta bundan kurtulmanın şerefine adını da fazlanın zararı koydum dipnotlu ferahfeza bir gülüş. İki nokta bir de altına yaylı bir çizgi. İnsan bir şeyi kendine anlatmak istediğinde çok da uğraşmasına gerek kalmıyor. Tek kelime bile, içinde bin anının çöküşünü barındırıyor; bir gülümseme içinde onlarca vazgeçiş, terk ediş, kaybediş saklıyor. İnsan yeter ki kendine bir şey anlatmak istesin, anlatıyor. “Fazlanın zararı” dediğim ve artık bu zarardan etkilenmeme kararı aldığım günü çok net hatırlıyorum ama şimdi bunu anlatmayacağım. Bir insan nasıl bir konuya dair tahammülünü doldurur bundan konuşalım konuşacaksak. Tek bir olayla cinnet geçirilir mi? Ben hiç rastlamadım. Bir dönüşüm hikayesi, daima iyi bir alt metne ihtiyaç duyar. Yoksa o dönüşüm kalıcı bir hikayeye asla dönüşemez. Benimki oldukça zengindi. Hatta birazdan alta, tam olarak o gün yazdığım bir yazıyı ekleyeceğim ki, yolculuk öğretilerim kalıcılığına damga vursun burada.
Ben dünyanın en iyi insanıyım demiyorum ama benden daha kötü çok fazla insan olduğuna eminim. Sayıca kalabalık olduklarından da sıklıkla rastlaştık onlarla. Yollarımızın kesiştiği anlarda, alabileceğim en iyi savunma pozisyonunu aldım hep: İyi bir öğreti pozisyonu. Yani analizci ve sessiz bir gözlem. Kötülerin görevi, kötülüğü görene bir öğreti sunmaktır çünkü. Dikkat edin: Yaşadığınız tüm olumsuzluklardan mutlaka bir aydınlanmayla ayrıldınız. Kalbiniz bir miktar kırılmış olabilir ama o da dersin tarifesi. Böyle öğretilerin bedeli biraz pahalı oluyor. Ama üzülmeyin, kalp dünyada en çabuk iyileşen organ. Bunu da bizzat ve defaen yaşadığım için söylüyorum, kitaplardan öğrenmedim, kefilim. Hayata ne kadar naif bir ruhla, ince bir zarafetle gelirsek gelelim bir noktada eşitleniyoruz. Çünkü hiçbirimiz fazlaya katlanma sanatçısı değiliz. İnceliğin fazlalığı ile öğrendiğimiz en önemli düşünce bu bence. Fazlanın zararıyla zehirlendiğimi net bir şekilde hissettiğim gün, tarih belirtmek istemiyorum ama, şöyle bir yazı yazmışım:
***
Ne kadar esnek olursanız sizi esnete esnete orta yerinizden ikiye bölecekler ve kendi içinizde bir fırtına gibi kopacak ruhunuz.
 Ne kadar nazik olursanız, siz inceldikçe kabalaşan ve sizi önemsemeyen en yakınınızdan gelecek yıkıcı hamle.
Ne kadar sakin ruhlu olursanız, sakinliğinizin mükafatını umursanmamakla alacağınız bir ilişkinin göbeğinde buluvereceksiniz kendinizi.
Ne kadar hevesli, heyecanlı ve meraklı olursanız, o kadar çabuk kırıverecekler en başında enerjinizi.
Ne kadar fedakarsanız, o kadar kötü gün dostu olacaksınız ama kötü haber: Kötü gününüzde hep yalnız kalacaksınız.
Ne kadar vefalıysanız, o kadar hatırlanmayacaksınız.
 Ne kadar iyi niyetliyseniz, o kadar aptal yerine konulacak ve bir çocuk gibi deli saçması şeylerle kandırılacaksınız.
Ne kadar düşünceliyseniz, o kadar düşünülmeyeceksiniz.
 İyi olduğunu düşündüğünüz her şeyi kötüye çevirecekler. Belki kötü olamayacaksınız ama iyi de kalamayacaksınız işte. İkisinin arasında sıkışıp kaldığınızdan kime nasıl davranacağınızı şaşıracaksınız. Yalpalayacak, dağılacak ve hatta bazen toplanamayacaksınız. Ya izin vereceksiniz kalbinize yapılacak tüm suikastlere ya da demir gibi bir kalbiniz olacak. Arasını bulamayacaksınız.

***
 Ben ne zaman bu kadar keskin yazsam, oldukça net bir karara varmışım demektir.

“Ne kadar”la başlayan tüm karakteristik özellikleri dengelemeyi öğrenmek şart. Hayatı kullanma kılavuzunun değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez kanunu denge. Fazla değil, az da değil. Dengede olmak mühim. İletişim bir alış veriş meselesi. Hayat da öyle. Azı da çoğu da zarar. Her şeyin.

31 yorum

  1. Yaşanmışlıklar sihirli bir dokunuş gibi cümlelerinize yansıyor. Hiçbir anlatım zihnimizi geliştirmeden bu kadar güzel aktarılamaz. Emeklerinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, hislerin hepsi çok değerli... Ortak bir payda yaratıyor bize, ne güzel.

      Sil
  2. Hayat tam da böyle bir şey aslında, hislerimize tercüman olmuşsunuz yine. Kaleminize sağlık ����

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, iyi hissettirdiyse ne mutlu bana :)

      Sil
  3. Ben bu yazınızı öyle bir anda okudum ki bir yolculuğunun dönüş tarifesinde,hiçbirşey yemek gelmedi içimden bir bardak suyla ihtiyacım olan ''fazlanın zararını" götürdüm lokma lokma , bazı cümleler boğazıma dizildi,sindirene kadar tekrar tekrar çiğnedim ve bir doğumun sancılarını çeker gibi kramplar girdi mideme ,biraz ağır mı geldi bilmiyorum ama fazlalıkları kusmaya başladım bile �� Sevgili fufu iyi ki varsın ��������

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı bedelleri oluyor insanın kendi dönüşümünde, ödeniyor seve seve. İyi gelsin size dilerim her içinize dönüşünüz...

      Sil
  4. Hersey zehirdir onemli olan dozudur.Parcelsus demis 😉 yanlıs hatirlamiyorsam.Fakat sevgi inceliktir.Kaba olan korkudur.Kendisiyledir sorunu onemsenmezse önemsizlesir hersey.Kendi me olan sevgim kimseninkin de degersiz degil o nedenle inatla sevmeyi sevmek ve ince dusunceli olmak ve naif kalmak.Kimsenin benim özsaygıma ozdegerimi degistirme gücü olamaz izin vermedikce .Önemsersen buyur,önemsemezsen kuculur.Yok olur gider.

    YanıtlaSil

  5. Ve iyi ki varsınizz💫❤Emeginize kattiklariniza sevgiyle tesekkur ederim.Hersey geciyor.Söz ucuyor yazı kalıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler üstteki yorumunuza da. Güzellik katmış, tamamlamış yazıyı. İnsanın dengeye ulaşma çabası, özsaygıyı-özdeğeri arttıran en önemli olgu bence. Yazılarla kalalım, çok sevgiler...

      Sil
  6. Akşam fark ettim sitenizin açılmış olduğunu. Girip bakmamak için kendimi tuttum, sabahı bekledim. Hem daha fazla heyecanlanmak, daha fazla özlemek; hem de herkesin evden gitmesini bekledim, 'gizli bir geçit gibi' sakin sakin okumak, her kelimesini özümsemek için.Yazdıklarınız çok değerli teşekkür ederim, gerçekten...Hoş geldiniz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar içten, sıcacık bir mesaj. İçimi ısıttı sözleriniz. Gizli bir geçitten geçip kalbime girdi... Çok teşekkür ederim.

      Sil
  7. Ruhuma, bakış açıma yön verip artılar kazandıracak ender sayfalardan olacak kesinlikle..
    Hoş Geldin...

    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, ama cılız bir teşekkür değil, kalpten sevgi dolu...

      Sil
  8. İyi ki yazıyorsun Fufu, sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve iyi ki okuyorsunuz, daha çok sevgiyle...

      Sil
  9. aradığımı bulmak, okurken düşündürüp huzurlandırmak harikasınız, yeni tanıdım sizi ama önceden tanıyormuşum hissi veriyorsunuz. kaleminize yüreğinize sağlık siz hep yazın ben hep okurum.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz, rahat edin... Dilerim ev huzuru bulursunuz hep satırlarda.

      Sil
  10. seni çok seviyorum Fufu... Senin sayende kitap bloğu tutmaya başladım. Bazı kitapları ilk sende gördüm, bazı yazarları seninle sevdim. Dilerim bende senin kadar karanlığa aydınlık saçan biri olabilirim. Sonsuz minnetle, var ol...

    YanıtlaSil
  11. Her biri özenle seçilmiş cümleler.Altı dolu dolu.Tebrik ederim zarif ruhlu Fufu...Sevgiler..

    YanıtlaSil
  12. bir insan tamamen güzel olabilir mi ? yuzuyle, gülüşüyle, hayata bakısıyla ,durusuyla , ogretmenligiyle ,sevgisiyle kalbiyle ... tanimi Fufuokur ,evet kalbimde güzel bir yer actim size hep orda kalacaksiniz ,iyi ki tanidik sizi ve umuyorum uzun yıllar tanimaya devam edecegiz ... Sevgiyle kalin ,sizi seviyoruz ( Yagiz & me :)

    YanıtlaSil
  13. Çok sevindim bu blog'u duyunca.Hislerime tercüman olacak böylesi güzel kelimeler bulamamıştım ben.Beni anlatıyor bu yazı.

    YanıtlaSil
  14. Çok sevindim bu blog'u duyunca.Hislerime tercüman olacak böylesi güzel kelimeler bulamamıştım ben.Beni anlatıyor bu yazı.

    YanıtlaSil
  15. Fufu bir kaç gün önce hissetmiştim bu yazdıklarınızı ve tesadüfe bakın ki şimdi bunları okudum. En sevdiğim cümleniz 'kime nasıl davranacağınızı şaşıracaksınız' oldu. Çünkü ben de şaşırdım... Ama yine de ben iyiliklerimden, kötüleştirmeye çalıştıkları bu özelliklerimden vazgeçmeyeceğim. Belki kalbim daha çok kırılacak, belki demir gibi bir kalbim olmayacak ama olsun onlar gibi olmak istemiyorum... Istedikleri de zaten bu ya kalplerimize suikast ede ede bizi de kendileri gibi yapmak... En büyük erdem kötülüğe de iyilikle cevap verebilmektir zaten. Çoook teşekkür ederim yazınız için, kendime not düştüm ben de 'fazlası zarar' diye, yazınızdan bunu öğrendikten sonra daha az üzülürüm umuduyla... Ellerinize sağlık, sevgiyle, iyiliklerinizle kalın...☘������

    YanıtlaSil
  16. Ne kadar şaşırmış olursa olsun kişi aralarda sıkışıp,
    benzer hatta aynısı durumda bile
    gene aynı kişi oluveriyor. O içi var ya insanın ah o içi nasıl ne kadar derin ise o derinlikten çıkamıyor...
    sadece farkındalığı büyüyor - kocamanlaşıyor yaşadıkları ile, arada kalmaları ile...
    farkındalığı büyürken yalnızlığı da büyüyor, tercihi yalnızlıklar oluyor.
    Mekanlar değerleniyor kişinin kendi ile kalabildiği, lezzetler anlamlanıyor kendi başına tadabildiği,
    kitaplar değerleniyor kendi kendine saatlerce yorumlayabildiği,
    şarkılar değerleniyor hikayesinde aralarda kalmış kendini bulabildiği kendini dinleyebildiği...
    kişi kendi kendi kalıyor ama...sadece kendi olan kendini gene aynı konumda bulmamamak
    için ihtimalleri azaltıyor hayatında.Onu aralarda bırakma ihtimali olan insanları azaltarak...
    İnsanları-nı azaltıyor hayatından...hiç onun olmamış olanlarını.

    YanıtlaSil
  17. ne güzel ve hoş yazmışsınız kaleminize sağlık:)

    YanıtlaSil
  18. Ruhuma dokundun yine fufuokur. Bütün içimden geçenleri alıp yazına koymuşsun sanki. Kalemine sağlık. :)

    YanıtlaSil
  19. Bülent Ortaçgil diyor ya...şimdi okuyunca kulağımda çınladı... aşk bir dengesizlik işi, dengeye dönüşen bir sevgi... çok severim bu cümleyi ilk duyduğumdan beri. Aşk'ın yerine ne koyarsan koy, önemli olan denge değil mi? Ne güzel yazmışsın, varlığına sağlık:)

    YanıtlaSil
  20. Bir ortaçağ zamanı, şatoların ve yeşil korulukların hüküm sürdüğü büyülü ve sakin bir kasabada, kulaktan hiç gitmeyen huzurlu bir senfoniyi fon yaparak derinlerde bir yerde yaşamak gibi sizi okumak ve fotoğraflarınıza bakmak. Sanki zaman yavaşlamış ve ağır ağır akar gibi. Rahatlatıcı ve hayatın basit yüzeyinden uzakta. Yani çocukluk huzuru gibi.

    YanıtlaSil

2017 @ fufuokur / TÜM HAKLARI SAKLIDIR. SİTEDE BULUNAN İÇERİĞİN KOPYALANMASI, İZİNSİZ YAYINI VE PAYLAŞIMI YASAKTIR. / Tasarım: K.S